Erimiş alüminyum alaşımının arıtılmasında arıtma gazı olarak yüksek saflıkta argon kullanıldığında, arıtma etkisini artırmak için argon önceden ısıtılmalıdır. Arıtma için önceden ısıtılmış argon kullanılması, yüksek sıcaklıkta, ince ve homojen “sıcak kabarcıklar” üretir; bu kabarcıklar eriyikle arasında küçük bir sıcaklık farkı oluşturur. Bu durum, eriyik arıtma sıcaklığının stabilitesine katkıda bulunur, ısıtma için enerji tüketimini önler ve kabarcıkların dağılmasını engeller. Arıtma kabarcıkları ile eriyik arasındaki gerçek temas alanı artar; bu da, alüminyum eriyik içinde çözünmüş gazı ve kalıntıları eriyik yüzeyinden dışarı çıkarmaya yardımcı olur.
Erimiş alüminyum alaşımının arıtma yöntemi şöyledir: ön ısıtılmış yüksek saflıkta argonu taşıyıcı gaz olarak kullanarak, rafinaj akısı 7075 alüminyum alaşımı eriyik içine. CCl4'ün ayrışmasıyla oluşan Cl2, eriyik içindeki hidrojen, sodyum ve kalsiyum gibi alkali metallerle reaksiyona girerek HCl gazı ve NaCl, CaCl klorür tuzları oluşturur; eriyik içindeki metalik olmayan kalıntılar ise argonla birlikte yüzeye çıkar. Kabarcıklar, eriyik yüzeyine birlikte yükselir.
Arıtma işleminden sonra, kimyasal bileşim analiz edilirken, eriyikteki Na ve Ca safsızlıkları birlikte incelenir. Na ve Ca içeriği nispeten yüksekse, yukarıdaki yönteme göre tekrar arıtılması gerekir. Çünkü Na ve Ca, sadece eriyik viskozitesini artırıp alaşımın döküm performansını düşürmekle kalmaz, aynı zamanda 7075 alüminyum alaşımını “sodyum kırılganlığı”na maruz bırakır ve 7075 alüminyum alaşımı yuvarlak külçelerinin çatlama eğilimini artırır.
Mg elementi bir alkali toprak metali olduğu için, arıtma işlemi sırasında belirli miktarda Mg kaybı yaşanması kaçınılmazdır. Malzeme bileşimleri hesaplanırken, eritme ve arıtma işlemlerinin yol açtığı Mg kaybını telafi etmek amacıyla Mg içeriği üst sınıra göre kontrol edilir. Arıtma işleminden sonra, analiz için numuneler alın ve eriyiklerin oksidasyonunu ve hidrojen emilimini önlemek amacıyla eriyiklerin üzerini örtücü akı ile örtün.






